SON DAKİKA

61Medya Trabzon Haberleri Trabzondan Haberler Trabzonspor Haberleri

Fatih Köşkü elektronik cihazlarla izlenecek

Fatih Köşkü elektronik cihazlarla izlenecek
Bu haber 02 Haziran 2017 - 21:24 'de eklendi ve 437 views kez görüntülendi.

Topkapı Sarayı’nda Hazine Bölümü’nün sergilendiği Fatih Köşkü’ndeki onarım çalışmaları kapsamında köşk, elektronik cihazlarla donatıldı.

Topkapı Sarayı’nda Hazine Bölümü’nün sergilendiği Fatih Köşkü’ndeki onarım çalışmaları kapsamında köşk, elektronik cihazlarla donatıldı.

Fatih Sultan Mehmet’in 1462-1463 yıllarında, Topkapı Sarayı planını oluşturacak şekilde yaptırdığı ilk yapılardan biri olan ve sarayın önemli hazinesinin sergilendiği köşkte bakım, onarım ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.

Çalışmalara ilişkin bilgi veren Topkapı Sarayı Restorasyonu Zemin Proje Danışmanı Prof. Dr. Turan Durgunoğlu, köşkte ortaya çıkan hasarı uzun vadede gözlemlemeye, hasarın nedenlerini bulmaya ve gerektiğinde her türlü tedbiri almaya yönelik bir etüt programı ortaya konduğunu söyledi.

Durgunoğlu, sarayın temelinin oturduğu zeminle, etrafındaki zeminin modellemesinin yapıldığını ve köşkün aletsel olarak donatıldığını ifade ederek, “Yapılan çalışmalarda şunu görüyoruz. Saray genellikle eski Bizans ve Osmanlı’dan kalma dolgu üzerine oturuyor. Bu dolgu, kontrollü bir malzeme değil. Onun altında kil ve kum taşları gibi malzemeler görünüyor.” diye konuştu.

Yapıyı ilk incelediklerinde, mevcut hasarın çatlaktan ziyade yarık haline geldiğini gördüklerini dile getiren Durgunoğlu, kemerler içinde veya ana taşıyıcılar üzerinde belli yerlerde zaman içinde malzemenin birbirinden kopmuş ve ayrılmış olduğunun altını çizdi.

Prof. Dr. Durgunoğlu, köşkün 1940’lı yıllarda bir onarımdan geçtiğini aktararak, şu bilgileri verdi:

“Maalesef, orijinal çatı kubbeleri ahşapken, onlar sökülüyor ve betonarmeye çevriliyor. Yine üst döşeme de betonarmeye çevriliyor. Bu da mühendislik açısından şu demektir, siz böyle bir masonry yapı üzerine oldukça ağır ve aynı zamanda rijit (hiçbir etkiye maruz kalmayan formunu koruyan) bir çatı ve tabya sistemi getiriyorsunuz. O zamanın mühendisleri herhalde yapıyı bir bütün haline entegre etmek üzere yaklaşmışlar. Maalesef 1940’lardan sonra deprem mühendisliğinde çok farklı gelişmeler oldu. Şimdi bu işin doğrusu tam ters yönde. Siz yukarıda çatıyı ne kadar hafif yapabilirseniz, o kadar yerinde bir çözüm oluşturursunuz.”

 “Duvarda boydan boya ayrılma olmuş”

Yapının periyodik olarak onarımdan geçmesinin çok normal olduğunu aktaran Durgunoğlu, “Çatıda rijit bir sistemle, döşemeyle ve kubbelerle, betonarme tutunması dolayısıyla, yukarıdan üst yapı rijitlenmiş, mesnetlenmiş. Halbuki zaman içindeki ısı değişimleri ve yağışlı havalarda suların getirdiği etkilerle farklı oturmalardan dolayı, yapı hareket etmek istemiş. Siz buna müsaade etmediğiniz vakit, yapının kendi bünyesinde, taşıyıcı elemanlarında ilave gerilmeler meydana geliyor. Bu gerilmeler sonucu o malzemenin kapasitesini aşıyorsanız, o zaman malzeme çatlıyor ve görevini yapamaz hale geliyor. İşte bu duvarda boydan boya ayrılma olmuş. Duvarda hem çatlama olmuş hem de ön tarafa doğru yatay doğrultuda hareket etmiş.” ifadelerini kullandı.

Turan Durgunoğlu, süratle beton çatının sökülerek, yeniden ahşaba dönülmesi ve belki çelikle de desteklenmesi gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Bu çatlaklar birtakım hasarları gösteriyor. Bu çatlakların zaman içinde nasıl davrandığının ölçülmesi çok önemli. Çatlağın genişliği de çok önemli. Gördüğünüz gibi, çatlağa dik doğrultuda bir alet yerleştirilmiş. Çatlak ölçer deniyor buna. Titreşimli bir tel sistemiyle çalışıyor. Aradaki mesafe artığında otomatik olarak bunu ölçmüş oluyorsunuz. Otomatik bir kayıt sistemine bağlı. İlle de başına gelip bilfiil ölçüm yapmanıza gerek yok. Altı ay boyunca çatlaklarda herhangi bir hareket görülmedi ama mesela 3 gün sonra 6,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelirse, büyük bir ihtimalle bu çatlakların genişliğinde hemen bir anomali görürüz. Bu büyüklükteki bir depremin ne kadar ilave çatlak genişliği oluşturduğunu görebileceğiz. Dolayısıyla bunlar bize elektronik bilgi veriyor. Böylece bu sistemle devamlı olarak yapının nasıl davrandığını takip etmiş oluyoruz.”

Duvardaki yarıklardan birinin 20 santimetre civarında olduğunu vurgulayan Durgunoğlu, “Çatlak, yarık yukarı doğru gittikçe genişliği azalıyor. Bu da yukarıda, betonarme döşemede duvarın tutulduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bütün bunlar, bizim taşıyıcı sistemimizin tekrar değerlendirilerek, zemin, stabilite, drenaj yönünden nasıl takviye edilecekse, üst yapı yönünden de depreme karşı dayanıklılığı da göz önüne alınarak takviye edilmesi gerektiğini gösteriyor.” diye konuştu.

Durgunoğlu, Aya İrini gibi çok daha eski yapıların olduğunu belirterek, “Fakat şunu düşünmek lazım. Her malzemenin bir yorulması var. Dolayısıyla 700 yıllık bir yapıda, ana taşıyıcılar betonarme sistemi değil. Kemerler ve duvarlar, taşıyıcı sistemler. Bunların içinde taşlar var. Bu taşlar, zaman içinde ısı farkları, rutubet, hareketler ve çatlaklardan yoruluyorlar. Dolayısıyla belli bir zaman çerçevesinde bu yapıların takviye edilmesi, tekrar eski taşıma düzeylerine veya daha fazlasına çıkarılması dünyanın her yerinde uygulanan bir şey. Bizim için de burada yapılacak olan aynı yaklaşım.” değerlendirmesinde bulundu.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Topkapı Sarayı’nda bugüne kadarki en büyük bakım, onarım ve restorasyon çalışmasının yapıldığını belirterek, “Topkapı Sarayı’ndaki çalışmaları, gündeme gelen bazı konuları Prof. Dr. Durgunoğlu’nun bir bilim adamı olarak cevaplandırmasını arzu ettik. Bir bilim adamının, saygın bir hocamızın, buradaki çalışmalara nezaret eden bir hocamızın sizleri bilgilendirmesini arzu ettik.” ifadelerini kullandı.

Etkinliğe Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşçı da katıldı.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA