Boğazdaki düğüm… « 61Medya | Trabzon Haberleri, Trabzon'dan Haberler

25 Şubat 2021 - 02:00
Kamil ÇAKIR

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı 7 Şubat 2012’deki MİT kumpasının üzerinden 9 yıl geçti. O günden sonra ihanetler, kumpaslar, geziler, darbeler hiç bitmedi. Bu kadim millet hepsinin üstesinden gelmesini bildi.

Kamil ÇAKIR

Boğazdaki düğüm…

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı 7 Şubat 2012’deki MİT kumpasının üzerinden 9 yıl geçti. O günden sonra ihanetler, kumpaslar, geziler, darbeler hiç bitmedi. Bu kadim millet hepsinin üstesinden gelmesini bildi.

reklam
Boğazdaki düğüm…
Son Güncelleme :

22 Şubat 2021 - 15:10

9 Görüntüleme

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı 7 Şubat 2012’deki MİT kumpasının üzerinden 9 yıl geçti. O günden sonra ihanetler, kumpaslar, geziler, darbeler hiç bitmedi. Bu kadim millet hepsinin üstesinden gelmesini bildi.

Millet bu asalaklara her defasında dersini verdikçe yeni yeni oyunlarla, yeni yeni planlarla çıktılar milletin karşısına. Yalan, iftira hiç bitmedi bu aklı evvellerde. Televizyon ekranlarında yalan haber yaptılar, yalanları ifşa olunca özür bile dilemediler. Gazetelerde yalan manşet attılar, yalanları yüzlerine vurulunca tekzip bile etmediler. Sosyal medyada yalan üzerine yayınlar yaptılar, yalanları ortaya çıkarılınca yüzleri bile kızarmadı.

Kendilerinden olmayan öğretmenleri, kaymakamları, valileri, askerleri, bürokratları militan diye nitelendirdiler. Kendi kirli emellerine hizmet etmeyen silahlı kuvvetleri “satıldı” diye suçladılar. Ülkenin kalkınmasına, gelişmesine katkı sağlayacak her türlü yatırıma karşı çıktılar. Saray, otoriter, sultan, padişah, diktatör gibi söylemlerle seçilmişleri itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Adeta beşinci kol gibi çalıştılar. Tek gayeleri halkı tedirgin edip huzuru bozmaktı.

Halkı tedirgin etmek niyetinde olanların asıl hedefi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Sözde parlamenter sistemi savunanlar aslında vesayeti arzu edenlerdir. Çünkü bunların milletin değerlerine karşı düşmanlıkları var. Her seferinde milletin sinir uçlarıyla oynuyor, kaos çıkarmaya çalışıyorlar.  Gezide ağaç dediler, altından ülkeyi peşke çekmek çıktı, Boğaziçi’nde rektör dediler, altından LBGT, PKK ve envaitürlü terör örgütü çıktı.

Gezide kanal istemiyoruz, havaalanı istemiyoruz, köprü istemiyoruz diyenler şimdi de Boğaziçi’nde Demirtaş’a özgürlük, Kavala’ya özgürlük, KYK’lılara tahliye gibi söylemlerle karşımıza çıkıyor, sokakları yakıp yıkıyor, terörden beslenen milletvekilleriyle birlikte eşkıya misali yol kesiyorlar. Fetö izlerinin burada da izlenmesi gerekir.

Ana muhalefet lideri, sokakları ve meydanları savaş alanına çevirenler için “Üniversitelerini, liyakati ve adaleti savundukları için gençlerin gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınması kabul edilemez. Rektör Melih Bulu görevinden ayrılıp bu çirkin duruma son vermelidir. Haksızlığa boyun eğmeyen Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleriyle Asla aşağı bakmayacağız diyen gençlerimizle ve aileleriyle beraberiz” diyor. Yuh diyoruz.

Ahmet Davutoğlu Kâbe’mizi ayaklar altına alanlar için “Boğaziçi Üniversitesinde yaşananlar kaygı vericidir. Üniversitelerimizde akademik özgürlük ortamını korumak toplumun ortak görevidir. Bir an önce aklıselime dönülmesi, konuşulabilir bir zeminin inşa edilmesi gerekmektedir. Sorunlar, göz altılarla değil konuşularak çözülür.” diyor. Yazıklar olsun diyoruz.

Ali Babacan sapık zihniyetin göstericileri için “Yeter artık, inadınızdan vazgeçin. Gözaltına alınan Boğaziçili öğrencileri derhal salın, üniversitelerde de seçimi esas alın. Gençleri rahat bırakın. Duruşumuz budur.” Diyor. Duruşun batsın diyoruz.

Temel Karamollaoğlu’da bir açıklama yaparak, Boğaziçili öğrencilere karşı yapılanlara tepki göstererek, öğrencilerin, bir atamaya tepki gösterdiklerine dikkat çekiyor. Allah akıl fikir versin diyoruz.

Meral Akşener yol kesenler için “Ben bu genç arkadaşlarıma bu terörist kulübe, aramıza hoş geldiniz demek istiyorum” diyor. Şehitlerimizin ahı tutar diyoruz.

Bu ülkeye böyle mi hizmet edeceksiniz. Terörle, teröristle, sapıkla, sapkınla, hainle, kumpasçıyla, ajanla, FETÖ’yle işbirliği yaparak mı?

Sözler boğazımıza düğümleniyor.

Attıkları sloganlara bakın, İttihat ve Terakkicilerin sloganlarıyla aynı. O gün Abdülhamit’e söylenen sözlerin aynısını bu kez seçilmiş Cumhurbaşkanımıza sarf ediyorlar. O gün Abdülhamit’e söz söyleyenlerin hedefi nasıl Osmanlıysa, bugün Cumhurbaşkanımıza hakaret edenlerin hedefi de Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Düşünün. Kendisini milliyetçi diye sunan İyi Parti ile PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin ortak nasıl bir noktası olabilir ki. Türkiye’nin kurucu iradesi diye kendilerini addedenlerin Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için uğraşanlarla yol yürümesini nasıl izah edersiniz. Vefa dersi verip bir kenara çekilenlerin dün söylediğinden bihaber kendine ve davasına hakaret edenlerle yan yana poz vermesine ne demeli. Hele hele kendi celladına âşık olan siyasiler…

Bu kavga küreselcilerle milliciler arasındaki kavgadır biline…

reklam