18 Ekim 2017 Çarşamba

SİDİK YARIŞI

08 Temmuz 2017, 18:54
Bu makale 157 kez okundu
SİDİK YARIŞI
Ethem COŞKUNER

Meşhur olmuş “sidik yarışı” deyiminin hangi anlamda kullanıldığı, ne olduğu konusunda öncelikle net tanımlamalar gerekiyor. Anlatacağımı onun üzerine kurgulayacağım.

Sidik yarışından işlevsiz, boş, tartışanları anlamlı sonuca taşımayan israf sözleri olarak tanımlıyorum.

Sidik yarışının sözel anlamını iki şekilde yorumlamak mümkün; birincisi sidik(işeme) zamanının uzunluğu, ikincisi sidik(işeme) işlevinin gücü yani kaç metre ileriye atılabildiğidir. Saydığım fonksiyonlar tabiatıyla yaş ile bağlantılıdır. Çocuklukta ve gençlikte birkaç metre iken ileri yaşlarda mayonun ıslanmaması beceridir! Üzerini kirletmedikten sonra birkaç metrenin anlamı işlevsiz kalır.

Piyasada dolaşıveren tartışmalara bakıldığında tartışılma süresi ve tartışanların sayısı dikkate alındığında sidik yarışını anımsatan görüntülerle karşılaşıyoruz. Yapılan onca açık oturumlarda ve yoğum katılımlara rağmen sonuç adına ortaya konabilecek net ve açık bir şey göremiyoruz.

Türk futbolcuların kendilerinin ne kadar iyi olduklarını göstermek için kendilerine yırtmasına rağmen yabancıların üç topta gol’e(hedef) gitmesine benziyor. Asıl olan hedef(gol) ise Türk futbolcusunun ki içi boş showdur.

Transfer mevsimi dolayısıyla yurt dışından gelen çeşitli futbolcuların karşılama törenlerine bakıyoruz. Büyük takımlar birbirleriyle ölümcül yarış içinde, hiçbir Türk futbolcusuna karşılama merasimi yapıldığına tanık olmuyoruz. Keşke tanık olabilsek de pozitif şeyler yazabilsek! Kalem pozitif yazmak istiyor, bir güç onu tutuyor, kaleme diyor ki var mı da yazacaksın?

Televizyonlarda yoğun tartışmalara bakınca çok değerli olduğu efektini veriyor. Türkiye futbol ligleri çok zayıf, üstelik transfer ücretleri uçuk, bu çelişki ısrarla gözden kaçırılıyor. Sidik yarışına örnek ver deseler bahsettiklerimiz cuk diye oturur.

Yabancı ülkelerdeki transferlerden vergi alınır da ekmekten vergi alınan ülkemizde transferden vergi alınmamasının nedenini sormuş olsak abes iş yapmış olur muyuz?

Bu kadar israfçı, lüks hayatın bedeli olmalıdır! Sidik yarışının bu kadar itibar kazanmasının nedenlerine gelirsek; Türk halkı konuşmaktan ziyade tartışmayı, kendi fikrini başkalarına dikte ettirmeyi seviyor. Yani tartışan kesimlerin her biri kendi başına küçücükte olsa dikte edici(diktatör)dir. Türk halkı kavga seyretmeyi çok seviyor, kavga seyretmekten orgazmsal zevk alıyor, başkalarının kavga etmesinden fetiş derecesinde keyifleniyor.

Şunu bilse bir üst tura geçecek; dikte edercesine davranmak insan bilimine göre insandaki yaratıcı enerjiyi bloke eder. Enerjinin içe doğru yönelmesine sonunda entropi (insanın kendini tüketmesi)ye neden olur.

Dışa dönüvermek iç barışı sağlamış olanların gözlerini çevirebilecekleri, alemde neler oluyor şeklinde dünyayla bütünleşme arayışlarının sonucu olur.

Sidik yarışının bir başka boyutu daha var, o da muhatap alınmak, adam yerine konmaktır, bu da önemli bir kazanımdır. Sidik yarışı bir şal gibi yoksulluğu, gerçekleri gizlemenin bir başka versiyonudur.

Ethem Baba “Sidik yarışını kazanana ödül yok!” dedi.

loading...

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hangi Ülkenin Aracını Kullanıyorsunuz?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    banner17
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV